|
Edirne'de devlet kademesinin üst mevkiindeki isimler kadar, varlıklı kişilerin de "insanlığa hayırda bulunma" ve "ölümünden sonra ismini yaşatma" gibi amaçlarla yaptırdıkları çeşmeler bir bir yıkılarak yok oluyor.
Osmanlı'dan günümüze miras kalan tarihî Edirne çeşmeleri, bakımsızlık ve ilgisizlikten dolayı göz göre göre yok oluyor. Şehirdeki tarihî çeşmelerin önemli bölümü yıkılarak kaybolurken, kalanlar da yıkılmak üzere. Bir zamanlar gürül gürül su akan çeşmelerde şimdi ağaç dalları yeşeriyor. Eski İstanbul Caddesi kavşağındaki tarihî çeşmenin üzerinde yetişen ağaç ve çeşitli otlar, çeşmelere ne kadar sahip çıkıldığını gösteriyor.
Edirne'deki tarihî çeşmelerin sayıca çokluğunun yanı sıra, ön plana çıkan estetik unsurları, suya büyük önem veren İslamiyet'in de etkisiyle, özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde doruğa ulaşmıştı. Devlet kademesinin üst düzey mevkiindeki isimler kadar, varlıklı kişiler de "insanlığa hayırda bulunma" amacıyla kendi isimleri veya yakınlarının ismiyle çeşme inşa ettiriyordu. Çeşmeler, hayırseverlerin "ölümünden sonra da adını yaşatma" arzusunu yerine getiriyordu. Tarihî kaynaklara göre, Edirne'de Osmanlı döneminde birçok çeşme inşa edildi. Bugünkü araştırmalarda ise bu çeşmelerden çok azının günümüzde bulunduğu belirtiliyor. Doğma büyüme Edirneli olan ünlü yazar Abdurrahman Hibri, 1635 yılında tamamladığı Enisü'l Müsamirin isimli eserinde, Edirne'de o dönemde 160'tan fazla çeşme ve 17 sebilin bulunduğunu belirtiyor. Riyaz-ı Belde-i Edirne (Edirne Şehri Bahçeleri) adlı eserin yazarı Ahmet Badi Efendi de, eserinde Edirne çeşmeleri hakkında özel olarak 1.300 adedin üzerinde çeşme bulunduğunu, tarihi bilinenleri ve yaptıranları belli olan 123 adedinin isimlerini ve bulundukları yerleri belirtmekte, bunlar haricinde 67 çeşmenin daha bulunduğunu kaydetmektedir.
Osmanlı döneminde genellikle yerleşim yerlerinin içinde inşa edilen ve hepsi de "hayrat" niteliğinde olan çeşmelerin genel olarak mermer malzeme kullanılarak kesme taştan yapılmış olduğu görülüyor. Çeşmelerin inşasında mermer kullanımı, kemer, ayna taşları ve diğer yüzeylerin zengin motiflerle işlenmesiyle gösterişli bir görünüm kazanmasını sağlamıştır. Edirne'de bulunan çeşmelerin çok önemli özelliklerinden biri, yabancı motiflerin İstanbul'daki eserlerden daha önce kullanılmış olmasıdır. Kentteki çeşmelerde bu etki ilk defa 1669 tarihli Saraçhane semtindeki Sinan Ağa Çeşmesi, ayna taşlarında bulunan üzüm salkımlarının köşelerindeki "S" ve "C" kıvrımları ile görülmüştür. Söz konusu bu Barok kökenli motifler, Türk sanatına sonradan giren yabancı motifler olarak tanımlanıyor.
Tarihî zenginlikleriyle tanınan Edirne'de çeşmeler başta olmak üzere tarihî eserlerin restorasyon ile yok olmalarının engellenmesi isteniyor. Vatandaşlar, suları akmasa da çeşmelerin görünümünün güzelleştirilip, bilgilendirici yazılar asılmasının, eserlerin yeniden canlanmasını sağlayacağını dile getiriyor.
(Zaman-29/08/2007)
EDİRNE Türkmedya.com TEMSİLCİSİ Olmak için Lütfen Tıklayın »
|
|
|