|
KAPİTALİZMİN KARA GERDANLIĞI, ERGENE…
Ergene bir zamanlar, Trakya’nın elmas gerdanlığı gibiydi…
Trakya Ovası’nda kıvrıla kıvrıla akar,
Trakya’nın bütün dereleri ona ulaşır, onu besler,
O da etrafına bolluk ve bereket dağıtırdı…
Nil nehri Mısır için neyse, Ergene de Trakya için oydu.
‘70’li yıllarda, Ergene’nin böyle olacağı söylenseydi kim inanırdı?!...
Evet, kimse inanmazdı…
Peki, 12 Eylül olmasaydı, Ergene bu hale gelir miydi?...
Bence gelmezdi.
Herkes biliyor;
Trakya’da ne olduysa 12 Eylül’den sonra oldu…
12 Eylül, -diğer bütün müdahaleler gibi- halkta oluşan toplumsal ve sınıfsal bilinci yok etmek için yapılmıştı…
Çünkü bu bilinç, kapitalizmin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokuyor,
Uluslar arası tekel ve yerli işbirlikçilerinin sınırsız sömürü ve talanına engel oluyordu…
Kısaca söylemek gerekirse; ülkeyi, istedikleri gibi yönetemiyorlardı…
Peki, 12 Eylül olmasaydı Trakya’da sanayi bu kadar gelişmeyecek miydi?...
Tabi ki gelişecekti.
Ancak böyle değil!...
Çünkü yok edilen o toplumsal muhalefet, en azından Ergene’nin bu hale gelmesine izin vermezdi.
Ben böyle düşünüyorum…
* * *
Geçen günlerde, Karamusul Köyü’nde oluşturulan çevre platformundan bir mail aldım.
Mailde, “Bu köyde bir zamanlar kütüphane vardı, tiyatro vardı… 1 Mayıslara en az 40-50 kişi giderdik” diyor.
Bu önemli bir tespit…
Ancak bir tespit daha var o mailde: “Ergeneyi kirletenler, bizim beyinlerimizi de kirletti”…
İşte işin püf noktası burada!...
Anımsayalım…
12 Eylül’de içeri tıkılan, işkenceden geçirilen, soruşturmaya uğrayan, dünyaya geldiğine pişman edilen kimlerdi?...
O tiyatroları kuran, kütüphaneleri açan, 1 Mayıslara gidenler,
Köy-Kooplar’da, meslek örgütlerinde, derneklerde, sendikalarda örgütlenip mücadele edenler değil miydi?
O zaman, bu gidişe dur demenin yolu, o toplumsal muhalefeti yeniden yaratmaktan geçiyor.
* * *
Şimdi Başbakan Erdoğan kalkmış, “Ben çevrecilerin daniskasıyım” diyor!...
Olamazsın!…
|
|
TEXT-INDENT: 35.4pt">İstesen de olamazsın!…
Hem kapitalizme hizmet edeceksin, hem de çevreci olacaksın; bu mümkün değil…
O zaman, “Cargill ve İznik gölü ne oluyor” diye sorarlar adama…
Kendi ülkesinde, yere bir çöp atamayan -çünkü oralarda halk, örgütlü ve duyarlı- Avrupalı, Amerikalı patronlar, Türkiye’ye gelip Ergene’ye, İznik Gölü’ne… Türkiye’nin dört bir tarafına zehirlerini akıtabiliyorlar…
Ergene’yi Trakya Halkı kirletmedi, Sayın Erdoğan…
Senin ve senden öncekilerin hizmet ettiği patronlar; yani sermaye sınıfı kirletti.
Sırf üç kuruş fazla kazansın diye…
Nasıl binlerce işçiyi sendikasız, sigortasız, iş güvencesiz, köleci koşullarda asgari ücretle çalıştırdıysa, Ergene’yi de daha fazla kâr edeyim diye zehir nehrine çevirdiler…
Evet…
Ergene, bu soygun düzeninin, talan düzeninin; yani kapitalizmin, Trakya’nın göğsüne taktığı kara bir gerdanlıktır.
Kapitalizmin ayıbıdır, lekesidir, gerçek yüzüdür…
“Nasıl bir dünya” sorusuna verdiği yanıttır…
Halen kapitalizmden medet umanlar, gidip Ergene’ye baksın, yeter…
Lüleburgaz görünün gazetesi köşe yazarı
Aytekin buluta çok teşekkür ediyorum.
Gürcan kırım. KIRKLARELİ Türkmedya.com TEMSİLCİSİ Olmak için Lütfen Tıklayın »
|