| Bakliyat üretiminde sıkıntı yaşanıyor |
Yazı boyutu
|
MERSİN (İHA) - Akdeniz Hububat Bakliyat ve Yağlı Tohumlar İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Arslan, küresel ısınmanın bakliyat üzerinde olumsuz yansımalarının olduğunu söyledi. Pirinçte bundan sonra sıkıntı yaşanmayacağını ifade eden Arslan, mercimekteki sıkıntının üretimin bölgelere yayılmasıyla aşılabileceğini kaydetti.
Bakliyat üretiminde yaşanan sıkıntıları değerlendiren Arslan, özellikle son 2 yılda dünyada yaşanan gıda sıkıntılarından sonra yağmur ve ısıda bazı parametrelerin değişmesiyle birlikte Türkiye ve dünyanın bu konuda çeşitli olumsuzluklarla karşı karşıya kaldığını hatırlattı.
Bu sıkıntıların sadece bakliyatta değil, genel anlamda tüm gıda sektöründe yaşandığına dikkati çeken Arslan, bunun nedeninin küresel ısınma olup olmadığının hala bilim adamları tarafından tartışıldığını ifade ederek, "Değişik iklimlerde her zaman rutin yağan yağmurları, her zaman olan ısı artışını tamamen zaman ve mekan değiştirerek daha fazla yoğunlukla yaşamaya başladık. Geçen yıl Nisan ayında Türkiye ortalamasının üzerinde 4 derece kadar artma oldu. Baklagiller Nisan ayında gelişmesinin en zirvesinde olur ve tane doldurur. Nisan ayının sıcaklığı, metrekareye düşen yağış oranları üretimde oldukça etkilidir. Geçmiş yıllarla kıyaslandığında Türkiye ve dünyada parametrelerdeki değişikliklerden dolayı bakliyat, hububat ve yağlı tohumlarda hep anormallikler yaşandı. Böyle olunca rekolte düştü. Bazı ülkelerde hiç ürün olmadı, bazılarında verim kaybı oldu, bazı ülkelerde ise normal seyrinde gitti. O nedenle bu konu günümüzde halen bir tartışma konusudur. Bu süreç geçici midir, değil midir? Gelecekte belli
olacaktır. Bana göre yaşanan sıkıntının bir kısmı küresel ısınmaya bağlıdır. Küresel ısınmaya bağlı olmadığını öne sürenler de var. Sonuç olarak gelecekte Türkiye ve dünyada olan olayların seyrine bakarak karar vermekte yarar vardır. Bilim adamları bu konuda halen mutabık değiller" dedi.
Türkiye'nin ilk sıkıntıyı pirinçte yaşadığını, bu sıkıntının da sadece Mısır'dan ithalat yapılmasından kaynaklandığını belirten Mahmut Arslan, Mısır hükümetinin aniden pirinç ihracatını yasaklamasıyla Türkiye'nin açıkta kaldığını söyledi. Mısır ve Amerika'dan ithal edilen pirincin, mutfakta kullanılan orta taneli pirinç olduğunu kaydeden Arslan, "Mısır, ihracatı yasaklayınca Amerika'dan uzun süre ithal gibi bir yol olduğu için sıkıntılar yaşandı. Bu sıkıntı geçiciydi. Nitekim Bakanlığın aldığı önlemlerle sıkıntılar kısa sürede aşıldı. O dönemde Türkiye'deki pirinç fiyatları yükseldiğinde dünyada bizden daha fazla yükseldi. Bizler pirinç fiyatlarındaki yükselmeyi burada yaşadığımız için sadece bizde sıkıntı varmış görüntüsü ortaya çıktı. Bazı ülkelerde pirinçte yaşanan sıkıntı hükümetlerin varlığını bile zora soktu, iktidarlar değişti. Bazı ülkelerde halk ayaklandı. Aslında bu sıkıntıyı Türkiye çok rahat atlattı. Çünkü Türkiye'de Osmancık denilen bir pirinç var. Bu pirinç verim olarak emsallerinden daha
üstün, daha lezzetli. Türkiye 1980 -2000 yılları arasında ithalata yüzde 70-80 bağımlı iken bu oran şimdilerde yüzde 30 seviyesine düştü. Şu anda Türkiye'nin 200 bin ton civarında bir ithalatı var. Kalan kısmı yurt içi piyasalardan sağlanıyor. Yağmur ve sulama sorunu yaşamazsak Türkiye'nin pirinçte hiçbir zaman sıkıntısının olmayacağı kanısındayım" diye konuştu.
Asıl sıkıntının bir süre önce mercimekte yaşandığını vurgulayan Arslan, bu sıkıntının halen devam ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Biz esas sıkıntıyı mercimekte yaşayacağız. Mercimek fiyatları geçtiğimiz yıllara oranla 3-4 kat arttı. Fakirin sofrasının daimi bir yiyeceği olan mercimek fiyatları marketlerde şu anda 5 YTL civarında. Mercimeğin protein değeri de hayli yüksek. Pirince alternatif olarak bulgur söylenebilir ama mercimeğin bazı ülkelerde alternatifi fazla yoktur. Ama Türkiye'de mercimeğin alternatifi var. Mercimekten yüzde 90 oranında çorba yaparız. Ancak çorbanın Türkiye'de belki yüz çeşidi var. Mercimek fiyatı 5 YTL'ye çıkınca tüketim de yarı yarıya düştü. Ama fiyatlar yine yerinde saydı. Bunun nedeni de şudur; Türkiye dünyanın en büyük mercimek ihracatçılarından biridir. Zaman zaman birinci sırada, bazen de ikinci sırada yerini almaktadır. Türkiye bu sıkıntıya çok kötü yakalandı. Türkiye'de sadece Güneydoğu'da mercimek üretimi yapılıyor. Güneydoğu geçtiğimiz yıl, son yüzyılın en büyük kuraklığını yaşadı. Sadece mercimekte değil, tüm tarım alanları
|
|
çok büyük felaket yaşadı. Yüzyılın kuraklığıydı bunun adı.Güneydoğu'da insanlar perişan oldu. Sadece mercimek değil buğday ve nohut da çıkmadı. Ancak buğday ve nohut üretimi başka bölgelerimizde iyi olduğu için bu ürünlerde sıkıntı yaşamadık. Mercimek sadece Güneydoğu'da olduğu için yokluğunu hissettik. Şu anda mercimek ihracatımız sıfır durumda. Sadece ithal ediyoruz. Hükümet, pirinçten de ders alarak çok güzel önlemler aldı. Mercimek konusunda hükümet çok başarılı bir politika izledi. Dünyanın hiçbir yerinde mercimek yokken sadece Türkiye ve Kanada'da vardı. Aynı sıkıntıları Suriye de yaşıyor, ithalata başlıyor. Şu anda tek kaynak Kanada. Türkiye Kanada'dan 100 bin tonluk ithalat kararı aldı. Bunun yarısını realize ettik, diğer yarısı da gelecek."
Mercimek konusunda rahatlamanın Ramazan ayı sonrasına kalacağını söyleyen Arslan, "Ramazan ayına belki yetişemez ama Ramazan'dan sonra bütün yıl bol miktarda mercimek olacak. Şu andaki fiyatların da yarısına inecek. Diğer bir deyişle Ekim ayında mercimek fiyatları çok daha makul bir seviyeye gelecek. Mercimekte yaşadığımız sıkıntı, ürünün sadece Güneydoğu'da üretilmesinden kaynaklanıyor. Bu ürünün üretimini Orta Anadolu başta olmak üzere başka bölgelerimize de yaydığımız zaman bir daha böyle bir sıkıntı yaşanmaz. Ancak bu yıl kuraklık nedeniyle tohumluk mercimek de kalmadı. Hükümet bunun da önlemini alıyor. Bu konuda Tarım Bakanlığı'na gittik. Tarım Bakanımızı da çok başarılı buluyorum. Bu kritik ortamlarda Türkiye'yi gıdasız bırakmadı. Son aldıkları kararlara göre mercimek üretimi başka bölgelere de yayılacak. Gelecek yılı kurtarmak için çiftçiye bedava ya da ucuz tohum verilecek" dedi.
Dünyada kendi kendine yeten bir ülke bulunmadığını ve ülkelerin gıda konusunda birbirine bağımlı olduklarını vurgulayan Arslan, "Türkiye'nin kendi kendine yeter bir ülke olduğunu hep söyleriz. Dünyada büyük değişim oldu. Kendi kendine yetebilen bir ülke dünyada yok artık. Gıda konusunda herkes birbirine bağımlı. Türkiye o konuda yine de şanslı. Her şeye rağmen Türkiye kendi kendine yetecek bir ülke olmaya aday ama 'Yüzde 100 kendi kendine yeter mi?' derseniz ona katılmıyorum. Türkiye hiçbir zaman kendi kendine yeter bir ülke olmayacak. Üretim planlı olarak yapıldığı takdirde her türlü gıda olur. Eksik olandan da ithalat yapılır. Yine de her şey yağmura bağlı. Türkiye yağmur fakiri bir ülke. Sorunun temelinde de bu yatıyor" diye konuştu
MERSİN Türkmedya.com TEMSİLCİSİ Olmak için Lütfen Tıklayın »
|