| Finans sektöründe yaşanan sıkıntılar |
Yazı boyutu
|
AYDIN (İHA) - Kale Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Seramik Federasyonu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, ABD’deki finans sektöründe yaşanan sıkıntıların 2007 yılının Ağustos ayından itibaren tüm dünyayı etkilemeyi sürdürdüğünü ifade etti. Önümüzdeki Temmuz ayında açıklanacak olan ABD’nin büyüme ön verisinin beklenenden iyi gelmesi halinde, dünya ekonomisi için resesyon riskinin bütünüyle ortadan kalkacağını savunan Okyay, spekülatörlerin mal borsalarından yeniden sermaye piyasalarına yönelmeye başlayacağını belirtti.
Dünya ekonomisinin önemli bir yavaşlama sürecine girdiğini iddia eden Kale Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, önümüzdeki dönemde son beş yıla göre daha zayıf bir büyümenin yaşanacağının tahmin edildiğini söyledi. Dünya ekonomisinin 2001 yılından itibaren hızlı bir büyüme sürecine girmiş olduğunu hatırlatan Okyay; ABD ve dünyanın geri kalanında hızla genişleyen talep, kredi olanakları ve likidite bolluğu ile birlikte dünya ekonomisi 2001-2006 yılları arasında yıllık ortalama yüzde 5 büyüme gösterdiğini ifade etti. 2006 yılının ikinci yarısından itibaren ekonomideki hızlı büyümenin yan etkilerinin görülmeye başlandığını belirten Okyay, “Esas etkileri ise 2007 yılının Ağustos ayında ortaya çıktı. ABD finansal sisteminde önemli sorunlar oluştu. ABD tüketicisinin çok borçlu hale gelmesi ve finansal kurumların tüketici finansmanı kapasitelerinin zayıflaması nedeni ile ABD’de tüketim hızla yavaşlamaya başladı. Bu gelişmeler sonucunda dünya ekonomisi ABD’nin resesyona girmesi ile uluslararası sistematik mali kriz yaşanması gibi iki önemli risk ile karşı karşıya kalındı. Alınan önlemler ile mali kriz yaşanması riskleri en aza indi ve yaşanan dalgalanmada dip bulundu. Bununla birlikte karşılaşılan risklerin önlenmesi için alınan önlemler dünya ekonomisinde iki önemli olumsuz etki oluşturmakta. Bunlardan ilki dünya ekonomisinde yavaşlama, ikincisi ise artan enflasyondur. Gelişen ülkelerde büyüme 2007 yılında yüzde 7,1 iken 2008 yılında yüzde 6,5 olması bekleniyor. Dünya ekonomisi genelinde büyüme ise 2007 yılında yüzde 4,9 iken, 2008 yılında yüzde 3,7 olacaktır” dedi.
ÖNLEMLERİ ALMAKTA GEÇ KALIYORUZ
Dalgalanma gelişen ülkeleri ve Türkiye’yi de olumsuz yönde etkilemekte olduğuns değinen Okyay, bu etkinin en azından 2009 yılı sonuna kadar süreceğini savundu. Artan faiz oranları ile birlikte gelişen ülkelerin iç taleplerinde de yavaşlama görülmekte olduğunu dile getiren Okyay, ham petrol fiyatlarının varil başına 141 dolara doğru seyretmekte olduğuna işaret etti.
1990’lı yılların ikinci yarısına damgasını vuran Asya Krizi esnasında hayli gerileyen fiyatlar nedeniyle sıkıntılı günler yaşandığını anımsatan Okyay, “Temmuz sonu açıklanması beklenen ABD’nin ikinci çeyrek büyüme ön verisinin de aynen birinci çeyrekte olduğu gibi beklenenden iyi gelmesi halinde, dünya ekonomisi için resesyon riski bütünüyle terk edilecek ve bu noktada hissi senedi ve hazine kağıtlarına yönelik ilginin hızla artmasıyla, önde gelen spekülatörlerin mal borsalarından yeniden sermaye piyasalarına yönelmeleri, emtia fiyatlarında önemli düzeltmeleri beraberinde getirebilir. Ancak, söz konusu düzeltmeye rağmen ham petrolün varil fiyatı 100 dolar seviyelerinde bir noktaya oturacak gibi gözüküyor.
Türkiye giderek gerginleşen siyasi ortam içerisinde, dünyanın önde gelen ülkelerinin ekonomilerini korumak adına
|
|
attıkları adımlara odaklanması gecikirken kritik bir zaman kaybı yaşıyor ve söz konusu zaman kaybı; Türk ekonomisini ciddi bir ekonomik krizin eşiğine hızla yaklaştırmakta. Türkiye’nin elektrik enerjisi için bütünüyle yerli kaynaklara yöneleceği bir süreci başlatması gerekiyor” diye konuştu.
GAP’IN EN KISA SÜREDE TAMAMLANMASI GEREKİYOR
Türkiye’nin Ar-Ge çalışmalarına yeteri kadar önem vermediğini ileri süren Okyay, GSYH’den Ar-Ge harcamalarına ayrılan bütçenin az olduğunu beyan etti. Türkiye’nin yıllık bazda Ar-Ge’ye harcadığı paranın 6 milyar doları geçmediğinin altını çizen Okyay, şunları şöyledi: “300 milyar dolar seviyesinde harcama yapan bir ABD gerçeği ile karşı karşıyayız. Dünya petrol, altın ve emtia fiyatları rekor seviyelerde dolaşmayı sürdürürken mal ve hizmetin üretim maliyeti yükseliyor. Söz konusu küresel enflasyon baskısı ve merkez bankalarının para politikası duruş değişikliği, reel sektör açısından hem yurtiçi talep, hem de dış talep boyutunda ihracat pozisyonları için yeni çözümleri ve bağlantıları gündeme gerektirmekte. GAP’ın en kısa sürede tamamlanması ve Türk reel sektörü açısından sağlaması beklenen yerel kaynak desteğinin reel sektörün önemli bir beklentisi olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir&rdquo
AYDIN Türkmedya.com TEMSİLCİSİ Olmak için Lütfen Tıklayın »
|