www.Turkmedya.com
Pazar, 20 Nisan 2014
Turkmedya.com Google 
Anasayfa |  Sitene Ekle |  Üye Girişi |  Künye | İletişim  
İL PORTALLARI

Almanya
Hollanda
Fransa
Kıbrıs
Ülke Seçiniz

Add to Google
Add to Google
Murat YETKİN  -  Radikal
myetkin@radikal.com.tr
Yazı boyutu            
Özkök ifadesi, Ergenekon davası ve Kürt açılımı

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün ifadesinin yer aldığı Üçüncü İddianame’nin dün İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabulüyle Ergenekon davası bambaşka bir yere akmaya başladı.
İşin iki boyutu var. Birincisi, Ergenekon davasının darbe girişimi ve terörist eylemlerin soruşturulması gerekçesiyle hükümete muhalif aykırı seslerin bastırılması amacına hizmet ettiği şikâyetleri.
İbrahim Şahin ve silahlarının, Poyrazköy ve diğer yerlerde saklı ele geçen ve kullanılsa ortalığı kan gölüne çevirmeye yetecek silahların, Alevi-Bektaşi kanaat önderi Ali Balkız’ın kendisine yönelik suikast girişimi kuşkusuyla müşteki olduğu iddianamede Kemal Gürüz’ün, Yalçın Küçük’ün, Ferit Bernay’ın ne işinin olduğunu ispatlamak savcıların ağır sorumluluğu. Düşünün ki, eski Ondokuzmayıs Üniversitesi Rektörü Profesör Bernay, iddianamede darbe tahrikçiliği ile suçlandığı gün tahliye edildi. Bu haliyle Ergenekon davasında kurunun yanında yaşın da yandığı şikâyetlerini bütünüyle haksız saymak zor.
Ama Ergenekon davasında -muhtemelen ileride Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni meşgul edecek- hukuk ihlalleri iddiası, çetelerle muhaliflerin aynı kaba atılarak davanın çorbaya çevrilmesi, darbe tezgâhı iddiasını, o çerçevede el altında tutulan toplumu -silahlı eylemler dahil- karıştırma planları iddialarının önemini azaltmıyor. Ciddiyetini de azaltmıyor.
Darbe tezgâhlarının, toplumu kan dökerek karıştırma planlarının hazırlandığı iddia edilen dönem, Hilmi Özkök’ün Genelkurmay Başkanı olduğu 2002-2006 dönemini kapsıyordu. Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e atfedilen ‘günlük’ metinlerinde Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven adı verilen planlardan söz ediliyordu.
Savcı Zekeriya Öz’ün İzmir’e giderek aldığı Hilmi Özkök’ün ifadesi, dün üçüncü iddianamede yer aldı.
İddianameye ağırlığını veren asıl bu ifadeler oldu.
Özkök, kendisine (Örnek günlüklerinde yazıldığının aksine) bir ‘muhtıra teklifi gelmediğini’ söylemiş; ama muhtıra görüşü ifade edilmemiş mi? Muhtemelen edilmiş? Ama ‘idarecilik açısından’ kuvvet komutanı düzeyinde kişilere soruşturma açmasına yetmeyecek de olsa bazı toplantı duyumlarından haberli olduğunu vurgulamış.
Sarıkız ve Eldiven planları hakkında bir şey söylememiş ama, Ayışığı ve Yakamoz
planlarından 2004 bahar aylarında haberi olduğunu beyan etmiş savcılara. Bu, Kıbrıs görüşmelerinin en üst noktada olduğu tarihtir.
Burada Özkök’ün ifadesiyle ‘alışılmadık’ bir gelişme yaşanmış ve kuvvet komutanları Kıbrıs konusunda kendisine bir metin vermişler. Bu ‘komutana muhtıra’ mıdır? Ama Özkök araştırınca anlamış ki, o dönem KKTC’nin Ankara Büyükelçisi (Ahmet Zeki Bulunç) hükümeti de, Genelkurmay’ı da atlayarak doğrudan Jandarma komutanı (Şener Eruygur) ile temas kuruyor.
Özkök bu konuda muhatapları uyarmış. Tıpkı daha önce yasadışı dinleme iddiaları konusunda Eruygur’un istihbarat subayları (şimdinin Eregekon sanıkları) Levent Ersöz ve Atilla Uğur’u uyardığı gibi. Ama ne bu konularda, ne de Ayışığı ve Yakamoz ‘slayt sunumları’ üzerine soruşturma açmamış. Kısmen iş ayyuka çıkmasın diye, kısmen de zaten emeklilikleri geleceği için.
Özkök, Genelkurmay Karargâhı’nda şimdi Ergenekon sanığı olan rektörlere verilen ‘brifingten’ de habersiz olduğunu söylüyor.
Çoğu muhalif, akademik bu dönem pervane gibi ışık sandıkları ateşe koşmuş olabilir.
Neresinden baksanız sistem dökülmeye başlamış o dönem.
Kıbrıs’ta bir çözüm imkânının aslında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ‘İlk hayır diyen siz olmayın’ uyarısına karşın KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ‘Hayır demeye gidiyorum’ demesiyle yattığını şimdi geriye bakıp görebiliyoruz. Denktaş’a hangi üst komutanın kimin ‘direniş’ talimatı verdiğini ise, şimdiki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül biliyor.
Tekrar ediyorum ki, bütün falsolarına karşın şunu sormanın meşru olduğunu düşünüyorum: Ergenekon soruşturması, bugün Kürt sorununun açılması önünde çıkabilecek muhtemel engelleri önleyici rol oynamış mıdır? Dün Başbakan Tayyip Erdoğan ve DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün görüştüğü noktaya gelinmesinde, Irak Kürtleriyle anlaşma zemininin oluşmaya başlamasında, ABD ile PKK’ya karşı Türk Silahlı Kuvvetleri baskısının artmasında, muhtemel kışkırtma eylemleri üzerinde Ergenekon soruşturmasının baskılayıcı etkisinin payı olmamış mıdır?
Daha tartışmamız gereken o kadar şey var ki...



Turkmedya.Com Bir İnternet Holding A.Ş. İştirakidir. © Copyright 1996 - 2010