Ergenekon soruşturması kapsamında şok gözaltılar gerçekleştiği gece ART ekranlarında 5 saati aşan özel bir yayın yaptık. Bu yayında gazeteci Emin Çölaşan, gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın evinde yapılan aramada, Balbay’ın 8 yaşındaki kızı Yağmur’un oyun cd’lerine hatta Balbay’ın kişisel müzik çalarına bile el konulduğunu açıkladı. Bu yaklaşım nasıl bir kinin ve kan davasının ürünü olabilir diye düşünürken, ertesi gün geçmiş olsun ziyaretine gitiğim Balbay’ın evinde, Nutuk cd’lerine bile el konulduğunu öğrendim.
Atatürk’ün nutkunun seslendirildiği set halindeki cd takımı da polisin el koyduğu eşyalar arasındaydı. Yağmur’un oyun ve çizgi film cd’leri bir kenara, emniyet güçlerinin nutuk cd’lerine el koyması bana çok manidar geldi. Şok gözaltılardan sonraki ilk tespitim “Bu operasyon Atatürkçüler’e karşı bir operasyondur” olmuştu. Yeni bilgiler bu tespitimi ne yazık ki güçlendirdi.
Sanırım emniyet güçleri Nutuk içinde bir suç unsuru arıyorlar(!) El koyduklarına göre Atatürk’ün Nutkunu da derin bir incelemeye tabii tutacaklar. Bu elbette trajikomik bir durum. Ama kulağa saçma gelse de bu durumun iyi bir tarafı da var. O da emniyet güçlerinin nihayetinde Atatürk’ün Nutkunu baştan sona cd’lerden dinleyecek olmaları. Umarım ki sıkılmadan sonuna kadar dinlerler ve Nutkun sonunda yer alan gençliğe hitabe’deki şu sözleri de hafızalarına kazırlar:
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
İçeridekilere değil, dışarıdakilere acıyın
BazI medya organlarında gözaltına alınanların ailelerine ve yakın çevrelerine dair bir takım yakıştırmalarda bulunuluyor. Acıma refleksi geliştiren bu yayıncıların bilmesi gereken bir şey var. O da şu: Ne gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi için, ne de Balbay ve ailesi için kimsenin üzülmesini gerektirecek bir durum var. Çünkü acınacak durumda olanlar içeridekiler değil, dışarıdakiler. Balbay ve Büyükçelebi’nin ailesi bu durumun farkında olduğu için başları dik, dirayetli ve dimdik ayaktalar. Balbay’ın evinde gördüğüm manzara da Büyükçelebi’nin yakınlarından aldığım mesajlar da bana umut verdi. Çünkü hepsinin alınları açık. Ne Büyükçelebi’ye takılan kelepçe ne de Balbay’ın evindeki çirkin muamele onları yıldıracak değil. Onlar çok badirelerden geçtikleri gibi, bunu da atlatacaklar. Bu yüzden üzülme ihtiyacı olanlar onlara değil, memleketin haline üzülsünler, memleketi yönetenlere acısınlar...